Göğüs Cerrahisi Uzmanı | Prof. Dr. Levent Alpay

Türkçe TR
Göğüs Duvarı ve Diyafram Cerrahisi

Göğüs Duvarı ve Diyafram Cerrahisi

Son Güncelleme: 14 Mart 2026
İçindekiler

Göğüs duvarı ve diyafram cerrahisi, hayati organları koruyan göğüs kafesinin yapısal bütünlüğünü ve solunumun en önemli kası olan diyaframın fonksiyonlarını geri kazandırmayı amaçlayan özel bir uzmanlık alanıdır.

Göğüs kafesi, kalp ve akciğerleri dış etkilerden korurken; diyafram kası bu organların altında bir pompa gibi çalışarak nefes alıp vermemizi sağlar.

Bu bölgelerde meydana gelen tümörler, şekil bozuklukları veya fonksiyon kayıpları, sadece estetik kaygılara değil, aynı zamanda ciddi solunum ve dolaşım yetmezliklerine yol açabilir.

Modern göğüs cerrahisi yaklaşımları, bu karmaşık anatomik yapıları hem onarmayı hem de fonksiyonlarını en üst düzeye çıkarmayı hedefler.

Günümüzde uygulanan ileri cerrahi teknikler sayesinde, hastalar çok daha hızlı iyileşmekte ve solunum kapasitelerini kısa sürede geri kazanmaktadır.

Göğüs Duvarı Cerrahisi Nedir? Hangi Hastalıkları Kapsar?

Göğüs duvarı cerrahisi; kaburgalar, iman tahtası (sternum) ve bu kemikleri örten kas ile yumuşak dokuları içeren bölgenin cerrahi tedavisidir.

Bu cerrahi alan, doğuştan gelen bozukluklardan sonradan gelişen agresif tümörlere kadar geniş bir hastalık yelpazesini kapsar.

Temel amaç, göğüs kafesinin koruyucu kalkan görevini sürdürmesini sağlamak ve akciğerlerin rahatça genişleyebileceği bir alan yaratmaktır.

Göğüs Duvarı Tümörleri ve Cerrahi Tedavisi

Göğüs duvarı tümörleri, doğrudan kaburga veya sternumdan kaynaklanabileceği gibi, akciğer veya meme kanseri gibi çevre organlardan bu bölgeye sıçrayabilir.

Tümörlerin cerrahi tedavisinde temel ilke, kitlenin etrafındaki sağlam dokuyla birlikte tamamen çıkarılmasıdır.

Kitle çıkarıldıktan sonra oluşan boşluk, hastanın kendi dokuları veya biyosentetik yamalar yardımıyla yeniden inşa edilerek göğüs bütünlüğü korunur.

Göğüs Duvarı Şekil Bozuklukları (Pektus Ekskavatum ve Karinatum)

Halk arasında “kunduracı göğsü” (Pektus Ekskavatum) ve “güvercin göğsü” (Pektus Karinatum) olarak bilinen deformiteler, göğüs duvarı cerrahisinin en sık uğraştığı alanlardandır.

Bu durumlar sadece psikolojik sorunlara yol açmakla kalmaz; ileri seviyelerde kalbe baskı yaparak ritim bozukluklarına veya çabuk yorulmaya neden olabilir.

Modern tedavide, Nuss ve Abramson gibi minimal invaziv (kapalı) yöntemlerle göğüs kafesi içine yerleştirilen metal barlar sayesinde estetik ve fonksiyonel iyileşme sağlanır.

Göğüs Duvarı Travmaları ve Kaburga Kırığı Onarımı

Yüksekten düşme veya trafik kazaları gibi durumlarda oluşan çoklu kaburga kırıkları, “yelken göğüs” adı verilen ve hayati tehlike yaratan tablolara yol açabilir.

Eskiden sadece yatak istirahati önerilen bu hastalarda, günümüzde özel titanyum plak ve vidalar kullanılarak kaburgaların sabitlenmesi (osteosentez) işlemi uygulanmaktadır.

Bu işlem, hastanın ağrısını hızla keser, yoğun bakımda kalış süresini kısaltır ve akciğer sönmesi riskini minimize eder.

Diyafram Cerrahisi ve Fonksiyonel Bozukluklar

Diyafram, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran ince ama çok güçlü bir kas tabakasıdır.

Nefes alma işleminin %70-80’ini tek başına üstlenen bu kasta meydana gelen sarkmalar, felçler veya delikler doğrudan yaşam kalitesini etkiler.

Diyafram Felci (Paralizisi) ve Nefes Darlığı İlişkisi

Diyafram kasına komut veren “frenik sinir”in hasar görmesi sonucu diyafram yukarı doğru sarkar ve işlevini yitirir.

Bu durum, diyaframın altındaki karın organlarının (karaciğer, mide) yukarı çıkarak akciğeri sıkıştırmasına neden olur.

Hastalar özellikle sırt üstü yattıklarında veya eğildiklerinde ciddi nefes darlığı hissederler.

Diyafram Plikasyonu Ameliyatı (Gerdirmeli Onarım)

Felç olan ve balon gibi yukarı sarkan diyaframın tedavisi, “plikasyon” adı verilen gerdirme ameliyatıdır.

Ameliyat sırasında gevşemiş olan diyafram kası özel dikişlerle katlanarak gerginleştirilir ve aşağı indirilir.

Böylece akciğerin genişleyebileceği alan tekrar açılır ve hastanın nefes kapasitesi anında artar.

Diyafram Hernisi (Fıtığı) ve Tedavi Yöntemleri

Diyafram fıtıkları, karın içindeki organların diyaframdaki bir delikten göğüs boşluğuna geçmesiyle oluşur.

Bu delikler doğuştan olabileceği gibi (Bochdalek veya Morgagni fıtıkları), delici veya küt travmalar sonrasında da gelişebilir.

Tedavi, fıtıklaşan organların tekrar karın içine itilmesi ve diyaframdaki deliğin sağlam dikişler veya yamalarla kapatılmasıdır.

Tanı ve Teşhis Süreci: Radyolojik Değerlendirme

Göğüs duvarı ve diyafram sorunlarının teşhisinde fiziki muayene kadar ileri görüntüleme teknikleri de kritik öneme sahiptir.

  • Dinamik Floroskopi (Sniff Testi): Diyaframın nefes alma sırasındaki hareketlerini canlı olarak izlemek için kullanılır.
  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): Kemik yapıdaki kırıkları, tümörlerin derinliğini ve fıtıkların boyutunu netleştirir.
  • MR (Manyetik Rezonans): Yumuşak doku tümörlerinin ve sinirlerin değerlendirilmesinde kullanılır.
  • Solunum Fonksiyon Testleri (SFT): Diyafram felcinin akciğer kapasitesini ne kadar kısıtladığını ölçer.

Göğüs Duvarı ve Diyafram Ameliyatlarında Modern Teknikler

Tıp teknolojisindeki gelişmeler, bu zorlu cerrahi girişimlerin çok daha küçük kesilerle ve daha az hasarla yapılmasına olanak tanımıştır.

Kapalı Yöntemler (VATS ve Robotik Diyafram Cerrahisi)

Eskiden göğüs kafesinin genişçe açılmasını gerektiren diyafram ameliyatları, günümüzde 3 adet küçük delikten (VATS) veya robotik kollar yardımıyla yapılabilmektedir.

Robotik cerrahi, diyaframın en derin noktalarına bile yüksek çözünürlüklü görüntüyle ulaşılmasını ve dikişlerin çok daha sağlam atılmasını sağlar.

Göğüs Duvarı Rekonstrüksiyonu ve Yama Uygulamaları

Büyük tümör cerrahilerinden sonra göğüs kafesinde oluşan boşlukları kapatmak için ileri mühendislik ürünü materyaller kullanılır.

Titanyum barlar, sentetik yama (mesh) sistemleri veya hastanın kendi kas dokuları (flepler) kullanılarak göğüs duvarı hem sağlam hem de esnek bir şekilde yeniden inşa edilir.

Cerrahi Yöntem Karşılaştırma Tablosu

ÖzellikKapalı (VATS/Robotik) CerrahiAçık Cerrahi Yaklaşım
Kesi Boyutu1-2 cm’lik küçük delikler15-20 cm’lik büyük kesi
Ağrı SeviyesiMinimum / DüşükOrta / Yüksek
Hastanede Kalış2 – 3 Gün5 – 7 Gün
Günlük Hayata Dönüş1 – 2 Hafta4 – 6 Hafta

Ameliyat Sonrası İyileşme ve Rehabilitasyon Süreci

Ameliyat sonrası dönemde en önemli unsur, akciğerlerin tam kapasiteyle şişmesini sağlamaktır.

Hastalara ameliyatın hemen ertesi günü solunum egzersizleri ve yürüyüş programları başlatılır.

Kapalı yöntemle ameliyat olan hastalar, genellikle birkaç gün içinde drenlerinden kurtularak evlerine dönebilirler.

Prof. Dr. Levent Alpay: Diyafram felci nedeniyle nefes darlığı çeken hastaların birçoğu, bu durumun bir “yaşlılık belirtisi” veya “kalp hastalığı” olduğunu düşünerek cerrahi çözümü göz ardı ediyor. Oysa doğru bir plikasyon ameliyatı ile hastanın yaşam kalitesini bir günde değiştirmek mümkün. Önemli olan, fonksiyonel kaybın derecesini iyi analiz edip, en az travmatik yöntemle müdahale etmektir.

Vaka Deneyimi (Anonim):

Merdiven çıkarken nefes darlığı yaşayan 62 yaşındaki erkek hastada sol diyafram felci saptandı. Robotik yöntemle gerçekleştirilen diyafram plikasyonu sonrası hastanın diyaframı normal anatomik seviyesine indirildi. Ameliyatın ertesi günü nefes darlığında %80 oranında iyileşme tarifleyen hasta, 2. günde taburcu edildi.

Göğüs duvarında şekil bozukluğu, kitle veya diyafram kaynaklı nefes darlığı şikayetleriniz için detaylı bir değerlendirme ve modern cerrahi çözümler adına kliniğimizden randevu alabilir, uzman görüşüne başvurabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Diyafram Ameliyatı Sonrası Nefes Darlığı Hemen Geçer mi?

Evet, özellikle diyafram plikasyonu ameliyatından sonra hastalar, akciğer üzerindeki baskı kalktığı için nefes almanın kolaylaştığını hemen hissederler.

Göğüs Duvarı Tümörleri Ameliyattan Sonra Tekrarlar mı?

Tümörün cinsine ve cerrahi sınırların temizliğine bağlıdır; temiz cerrahi sınırlarla çıkarılan iyi huylu tümörlerde nüks riski oldukça düşüktür.

Kapalı Diyafram Ameliyatının Avantajları Nelerdir?

Daha az ağrı, daha kısa hastane kalış süresi, enfeksiyon riskinin düşüklüğü ve estetik açıdan küçük yara izi kalması en büyük avantajlarıdır.

Bilimsel Kaynakça

Tıbbi olarak incelenmiştir. Sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Prof. Dr. Levent Alpay

Göğüs Cerrahisi Uzmanı olarak akciğer kanseri cerrahisi, robotik cerrahi ve minimal invaziv yöntemler konusunda bilimsel çalışmalarına ve klinik uygulamalarına Medicana Ataköy Hastanesi'nde devam etmektedir.