Göğüs Cerrahisi Uzmanı | Prof. Dr. Levent Alpay

Türkçe TR
Hemo-Pnömotoraks (Göğüs Boşluğunda Kan ve Hava Birikmesi)

Hemo-Pnömotoraks (Göğüs Boşluğunda Kan ve Hava Birikmesi)

Son Güncelleme: 14 Mart 2026
İçindekiler

Hemo-pnömotoraks, plevral boşluk adı verilen akciğer ile göğüs duvarı arasındaki mesafede aynı anda hem kan (hemotoraks) hem de hava (pnömotoraks) birikmesi durumudur.

Normal şartlarda bu boşlukta negatif bir basınç bulunur ve bu basınç akciğerlerin göğüs kafesine yapışık kalarak şişkin durmasını sağlar.

Bu boşluğa dışarıdan hava veya kan girdiğinde basınç dengesi bozulur, akciğer sönmeye başlar ve göğüs boşluğunda biriken sıvı/hava kalbe giden damarlara baskı yapar.

Bu durum, hem solunum yetmezliğine hem de dolaşım bozukluğuna yol açabilen, dakikalar içinde müdahale edilmesi gereken acil bir cerrahi tablodur.

Modern göğüs cerrahisi protokolleri ile bu birikintiler hızla tahliye edilerek akciğerin tekrar şişmesi sağlanmakta ve hayati risk ortadan kaldırılmaktadır.

Hemo-Pnömotoraks Nedir? Nasıl Gelişir?

Hemo-pnömotoraks, akciğer dokusunun veya göğüs duvarındaki damarların hasar görmesi sonucu plevral alana kaçak olmasıdır.

Akciğerden hava kaçağı olduğunda “pnömotoraks”, damardan kan sızdığında ise “hemotoraks” gelişir; her ikisi birlikte olduğunda ise akciğer çift taraflı baskı altında kalır.

Hava, akciğerin sönmesine (kollabe olmasına) neden olurken; biriken kan hem akciğeri sıkıştırır hem de vücutta kan kaybına bağlı şoka zemin hazırlar.

Hemotoraks ve Pnömotoraks Arasındaki İlişki

Bu iki durum genellikle bir travma sonucu birbirini tetikler; örneğin kırılan bir kaburga akciğeri yırtarak hem hava hem de kan kaçağına yol açabilir.

Hava kaçağı plevral boşluğu hızla doldururken, kan bu boşluğun alt kısımlarına yerleşerek akciğerin tabanını yukarı doğru iter.

Sonuç olarak akciğer, sanki bir mengene tarafından sıkıştırılıyormuş gibi işlevsiz hale gelir ve gaz değişimi durma noktasına ulaşır.

Göğüs Boşluğundaki Basınç Dengesi ve Akciğer Sönmesi

Akciğerler bir balon gibi elastiktir ve üzerindeki negatif basınç kalktığı anda sönme eğilimi gösterirler.

Hemo-pnömotoraksta içeri giren her nefes, plevral boşluktaki basıncı artırarak akciğeri daha da küçültür.

Bu durum “tansiyonel pnömotoraks” aşamasına gelirse, kalp ve ana damarlar karşı tarafa doğru itilir ve kan dolaşımı tamamen durabilir.

Hemo-Pnömotoraks Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler aniden başlar ve travmanın şiddetine veya biriken kan/hava miktarına göre hızla kötüleşir.

Ani Gelişen Şiddetli Göğüs Ağrısı ve Nefes Darlığı

Hastalar genellikle göğüslerine bir bıçak saplanmış gibi keskin bir ağrı tarif ederler ve nefes alıp vermekle bu ağrı şiddetlenir.

Akciğer söndüğü için hastada hava açlığı başlar; nefes darlığı nedeniyle hasta konuşmakta güçlük çekebilir ve hızlı hızlı soluyabilir.

Düşük Tansiyon, Nabız Hızlanması ve Şok Belirtileri

Kan kaybına (hemotoraks) bağlı olarak hastanın rengi solar, cildi soğuk ve nemli bir hal alır.

Vücut azalan kan miktarını dengelemek için nabzı hızlandırır; eğer müdahale gecikirse tansiyon düşer ve bilinç bulanıklığı gibi şok belirtileri ortaya çıkar.

Hemo-Pnömotoraks Nedenleri ve Risk Faktörleri

Hemo-pnömotoraksın arkasında genellikle fiziksel bir hasar olsa da bazen tıbbi süreçler de buna neden olabilir.

Künt ve Delici Göğüs Travmaları

Trafik kazalarında direksiyona çarpma veya emniyet kemeri baskısı sonucu oluşan kaburga kırıkları en yaygın “künt” nedendir.

Bıçaklanma veya ateşli silah yaralanmaları gibi “delici” travmalar ise doğrudan hem hava hem de kan yolunu açarak ağır tabloya yol açar.

Spontan (Kendiliğinden) Gelişen Hemo-Pnömotoraks Vakaları

Nadiren de olsa, akciğerdeki küçük hava keseciklerinin (bleb/bül) patlamasıyla birlikte o bölgedeki bir damarın yırtılması sonucu travma olmadan da bu durum gelişebilir.

Özellikle genç, zayıf ve uzun boylu erkeklerde veya endometriozis (çikolata kisti) olan kadınlarda adet döneminde (katameniyal) görülebilir.

İatrojenik Nedenler (Tıbbi Müdahale Sonrası Oluşan Durumlar)

Santral venöz kateter takılması, akciğer biyopsisi veya göğüs boşluğundan sıvı alınması (torasentez) işlemleri sırasında kazaen oluşan yaralanmalardır.

Hemo-Pnömotoraks Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Acil servis şartlarında teşhis, fizik muayene ve hızlı görüntüleme ile saniyeler içinde konulur.

Fizik Muayene: Solunum Seslerinin Azalması

Doktor stetoskopla dinlediğinde, etkilenen tarafta solunum seslerinin tamamen kaybolduğunu veya çok azaldığını duyar.

Ayrıca göğüs kafesine parmakla vurulduğunda (perküsyon), havanın olduğu üst kısımlarda davul sesi (timpanizm), kanın olduğu alt kısımlarda ise matite (tok ses) alınır.

Radyolojik Görüntüleme: Akciğer Grafisi ve Göğüs BT

Ayakta çekilen akciğer grafisinde, akciğerin söndüğü ve aşağıda kanın oluşturduğu düz bir sıvı seviyesi (hidroaero hattı) net olarak görülür.

Stabil hastalarda Bilgisayarlı Tomografi (BT), kanamanın kaynağını ve akciğerdeki hasarın boyutunu görmek için en detaylı bilgiyi verir.

Ultrasonografi (FAST) ile Acil Değerlendirme

Travma merkezlerinde “E-FAST” adı verilen ultrason yöntemiyle, radyasyon almadan saniyeler içinde göğüs boşluğunda kan veya hava olup olmadığı saptanabilir.

Hemo-Pnömotoraks Tedavi Yöntemleri

Tedavinin önceliği “ABC” kuralıdır: Havayolunu aç, solunumu düzelt ve dolaşımı (kan kaybını) kontrol et.

Acil Müdahale: Göğüs Tüpü Takılması (Tüp Torakostomi)

Hemo-pnömotoraksın kesin tedavisi, göğüs duvarından plevral boşluğa bir drenaj tüpü yerleştirilmesidir.

Bu tüp sayesinde hapsolan hava tahliye edilir ve biriken kan dışarı alınır; basınç kalktığı için akciğer anında tekrar şişmeye başlar.

Kan Kaybının Yönetimi ve Sıvı Replasmanı

Dışarı alınan kan miktarı takip edilerek hastaya damar yoluyla sıvı ve gerekirse kan transfüzyonu yapılır.

Eğer göğüs tüpünden gelen kan miktarı saatte 200 ml’den fazlaysa veya toplamda 1500 ml’yi aşmışsa acil cerrahi karar alınır.

Cerrahi Müdahale: Ne Zaman Torakotomi veya VATS Gerekir?

Kanamanın durmadığı veya akciğerdeki yırtığın tüp ile kapanmadığı durumlarda ameliyat gerekir.

Günümüzde bu işlemler kapalı yöntemle (VATS) küçük deliklerden girilerek yapılabilir; ancak ağır kanamalarda açık cerrahi (torakotomi) hayat kurtarıcıdır.

Hemo-Pnömotoraks Tedavi Karar Tablosu

Klinik Durumİlk MüdahaleCerrahi İhtiyacı
Küçük / StabilGözlem + OksijenGenellikle Gerekmez
Orta DereceGöğüs Tüpü TakılmasıKaçak Devam Ederse Gerekir
Masif Kanama (>1.5L)Göğüs Tüpü + Kan NakliAcil Torakotomi Şart
Tekrarlayan VakalarGöğüs TüpüVATS (Kapalı Ameliyat) Önerilir

Prof. Dr. Levent Alpay: Hemo-pnömotoraks, cerrahın zamana karşı yarıştığı bir tablodur. Burada en kritik hata, sadece havayı boşaltıp kanamayı küçümsemektir. Göğüs tüpünü takar takmaz gelen kan miktarını milimetrik takip ediyoruz; çünkü içeride sinsi bir kanama varsa bu hastayı şoka sokabilir. Kapalı yöntem olan VATS teknolojisi sayesinde artık bu hastaların kanama odaklarını dikişsiz ve büyük kesiler yapmadan, milimetrik kameralarla bulup onarabiliyoruz. Erken müdahale, akciğerin sönük kalarak fonksiyon kaybetmesini engeller.

Vaka Deneyimi (Anonim):

22 yaşında bir genç, yüksekten düşme sonrası sol tarafında şiddetli ağrı ve morarma ile getirildi. Çekilen grafide sol akciğerin tamamen söndüğü ve yaklaşık 800 ml kan biriktiği görüldü. Acilen takılan göğüs tüpü ile akciğer şişirildi ancak hava kaçağı 3 gün boyunca kesilmedi. Yapılan VATS (kapalı cerrahi) işleminde akciğerin tepesindeki patlamış bir hava keseciği tespit edilerek kapatıldı ve hasta 5. günde tam şifayla evine gönderildi.

Göğüs bölgenize bir darbe aldıysanız veya aniden gelişen nefes darlığı yaşıyorsanız, acil değerlendirme ve doğru tedavi yönetimi için uzman bir göğüs cerrahına başvurmanız hayati önem taşır.

İyileşme Süreci ve Tüp Çıkarıldıktan Sonra Takip

Göğüs tüpü, hava kaçağı tamamen kesildiğinde ve günlük kan gelimi durduğunda (genellikle 2-5 gün) çıkarılır.

Tüp çıkarıldıktan sonra hastanın tekrar akciğer grafisi çekilerek akciğerin şişkin kaldığı teyit edilir.

İyileşme sürecinde hastanın üfleme egzersizleri (triflo) yapması, akciğerde kalan sıvıların atılması ve enfeksiyonun önlenmesi için kritiktir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hemo-Pnömotoraks Ölüme Neden Olur mu?

Evet, eğer plevral boşluktaki basınç kalbe baskı yapacak düzeye ulaşırsa (tansiyonel tablo) veya kan kaybı kontrol altına alınamazsa müdahale edilmediği takdirde ölümcül olabilir.

Göğüs Tüpü Takılırken Acı Hissedilir mi?

İşlem genellikle acil şartlarda lokal anestezi altında yapılır; bölge uyuşturulduğu için tüpün yerleştirilmesi sırasında şiddetli bir ağrı hissedilmez, ancak bir baskı hissi olabilir.

Tedavi Sonrası Tekrar Etme Riski Var mıdır?

Travmaya bağlı vakalarda, hasar onarıldıktan sonra tekrar riski düşüktür; ancak kendiliğinden (spontan) gelişen vakalarda altta yatan bir yapısal bozukluk varsa tekrar etme riski bulunur ve cerrahi koruma gerekebilir.

Bilimsel Kaynakça

Tıbbi olarak incelenmiştir. Sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Prof. Dr. Levent Alpay

Göğüs Cerrahisi Uzmanı olarak akciğer kanseri cerrahisi, robotik cerrahi ve minimal invaziv yöntemler konusunda bilimsel çalışmalarına ve klinik uygulamalarına Medicana Ataköy Hastanesi'nde devam etmektedir.